Aşırı Kontrol ve Baskı Çocuğu Koruyor mu? "Şiddet Bir Gecede Ortaya Çıkmıyor!" - Eskişehir Ajans 26 Haber

Eskişehir Sağlık

Aşırı Kontrol ve Baskı Çocuğu Koruyor mu? "Şiddet Bir Gecede Ortaya Çıkmıyor!"

Aşırı Kontrol ve Baskı Çocuğu Koruyor mu? "Şiddet Bir Gecede Ortaya Çıkmıyor!"
Yayınlama: 22 Eylül 2026 Salı - 328
A+
A-

Çocuğunda Bu Değişiklikleri Gören Anne Babalar Dikkat: Erken Uyarı İşaretleri ve Çözüm Yolları

Çocuk ve ergenlerin karıştığı şiddet olayları ailelerdeki kaygıyı artırırken, uzmanlar çözümün baskıcı kontrolde değil; güvene, açık iletişime ve erken uyarı işaretlerinin fark edilmesinde yattığını vurguluyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nden Klinik Psikolog Eliz Avcı, ağır şiddet davranışlarının bir gecede gelişmediğine dikkat çekerek ailelere ve okullara düşen kritik görevleri anlattı.

BİR GECEDE ORTAYA ÇIKMIYOR: ÇOCUKLARDA ŞİDDET EĞİLİMİNE DİKKAT!

Son dönemde çocukların ve ergenlerin dahil olduğu şiddet vakaları, toplumsal boyutta derin kaygılara yol açıyor. Özellikle okul çevrelerinde yaşanan olayların ardından anne babaların en çok düşündüğü konu ise şu oluyor: "Çocuğumu ne kadar ve nasıl takip etmeliyim?"

Şiddet olaylarının yalnızca olayın taraflarını değil; aileleri, okulları ve tüm toplumu sarsan geniş bir etki alanına sahip olduğunu belirten Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Eliz Avcı, artan kaygıyla birlikte ebeveynlerin sergilediği aşırı kontrolcü tutumların her zaman koruyucu bir işlev görmediğini vurguluyor. Ağır şiddet davranışlarının bir anda oluşmadığını ifade eden Avcı, çocuklardaki kademeli davranış ve duygu değişikliklerinin iyi gözlemlenmesi gerektiğini söylüyor.

"Baskı ve Korku, Sağlıklı Sınırların Yerini Tutamaz"

Şiddet haberlerinin ardından ebeveynlerde oluşan güvenlik endişesinin son derece anlaşılabilir olduğunu belirten Klinik Psikolog Eliz Avcı, burada esas belirleyici olanın uygulanan kontrolün niteliği olduğunu ifade ediyor. Katı cezalandırmaya, güç gösterisine veya "Ben öyle söylediğim için!" anlayışına dayanan baskıcı kontrolün çocukta bir iç disiplin oluşturmadığını belirten Avcı, şu uyarılarda bulunuyor:

"Baskı ve korkuyla yönetilen çocuklar, ebeveyn veya otorite figürü ortamdan çekildiği an sınırları aşan riskli davranışlara çok daha açık hale gelebilir. Çünkü çocuk kuralın neden konulduğunu kavramamış, sadece ceza alma korkusuyla durmuştur. Dahası, korkuyla büyüyen bir çocuk yaşadığı bir problemi ailesiyle paylaşmak yerine saklamayı tercih eder."

Bu durumun sadece şiddet uygulama riski taşıyan çocuklar için değil, akran zorbalığına veya şiddete maruz kalan çocuklar için de büyük bir risk taşıdığı vurgulanıyor. Ailesinden korkan ya da yargılanacağını düşünen bir çocuk, yaşadığı mağduriyeti içine kapanarak gizlemeye çalışıyor.

Sağlıklı ve Demokratik Denetim Nasıl Olmalı?

Peki, anne babalar çocuklarını takip ederken baskı kurmadan nasıl bir denetim mekanizması geliştirmeli? Eliz Avcı, özellikle ergenlik döneminde yetkin, tutarlı ve demokratik bir denetim anlayışının hayati rol oynadığını belirtiyor.

Bu yaklaşımda temel amaç; yalnızca çocuğun nerede ve kiminle olduğunu denetlemek değil, kendi davranışlarının sonuçlarını öngörebilme sorumluluğunu kazandırmak.

  • Sadece "Bunu yapamazsın" demek yerine, kuralın gerekçesi açıklanmalı.

  • Davranışın olası sonuçları ve yaratacağı etkiler çocukla karşılıklı konuşulmalı.

  • Çocuğun "Neden bunu yapmalıyım ya da yapmamalıyım?" sorusuna mantıklı yanıtlar verebilmesi sağlanmalı.

Böylece çocuk, ebeveyni yanında yokken de doğru kararlar alabilen ve kendi sağlıklı sınırlarını çizebilen bir birey haline geliyor.

Çocuğunuzda Bu Değişiklikler Var İse Dikkat!

Klinik Psikolog Eliz Avcı, şiddet eğilimi veya ağır duygusal krizlerin öncesinde çocuklarda beliren ve ebeveynlerin mutlaka gözlemlemesi gereken erken uyarı işaretlerini şöyle sıralıyor:

  • Sosyal Çevreden Uzaklaşma: Çocuğun arkadaşlarından, ailesinden ve daha önce yapmaktan büyük keyif aldığı aktivitelerden belirgin biçimde geri çekilmesi.

  • Okul Yaşamında Ani Bozulmalar: Ders başarısında açıklanamayan düşüşler, devamsızlığın artması ve okula gitmeye karşı yoğun isteksizlik.

  • Yoğun Öfke ya da Duygusal Hissizlik: Ani ve kontrolsüz öfke patlamalarının yanı sıra, tam aksine çocuğun çevresindeki olaylara karşı tamamen tepkisizleşmesi ve duygusuzlaşması.

  • Şiddet ve Aletlere Yoğun İlgi: Kesici-delici aletlere, silahlara veya yoğun şiddet içeren dijital içeriklere karşı dikkat çekici düzeyde merak duyması.

  • Akran İlişkilerinde Ciddi Sorunlar: Çocuğun sistematik olarak zorbalığa uğraması ya da başkalarına yönelik dışlayıcı, tehditkar ve zorba davranışlar sergilemeye başlaması.

"Her Değişiklik Şiddet Alarmı Anlamına Gelmez"

Ebeveynlerin panik havasına girmemesi gerektiğine de dikkat çeken Eliz Avcı, ergenlik döneminin doğal yapısı gereği zaman zaman öfke, akademik dalgalanmalar veya yalnız kalma isteği görülebileceğini hatırlatıyor. Burada önemli olan kıstas; değişimin ani, belirgin, yoğun ve sürekli olması. Anne babaların çocukları doğrudan etiketlemek yerine, bu davranış değişikliklerinin altında yatan duygusal sebepleri anlamaya çalışması gerekiyor.

Okul ve Aile İş Birliği Çözümün Merkezinde

Çocuğun gününün büyük bir bölümünü geçirdiği okul ortamı, bu erken uyarı işaretlerinin tespit edilmesinde en kritik alanlardan biri. Rehberlik servisleri ve öğretmenlerin gözlemlerinin çok kıymetli olduğunu vurgulayan Avcı, ailelerin çocuktaki bir değişimi fark ettiklerinde vakit kaybetmeden okulla iletişime geçmesi, aynı şekilde okulda fark edilen durumların da aileye aktarılması gerektiğini söylüyor.

"Sana Her Şeyi Anlatabilirim" Güvenini Verin

Bir çocuğun tehdit, zorbalık veya şiddetle karşılaştığında ilk sığınacağı limanın ailesi olması en büyük koruyucu faktördür. Ebeveynlerin kendilerine sorması gereken esas sorunun "Çocuğumun nerede olduğunu biliyor muyum?" sorusundan ziyade, "Çocuğum başı belaya girdiğinde veya bir hata yaptığında bunu bana çekinmeden anlatabileceğini biliyor mu?" sorusu olması gerektiği ifade ediliyor.



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2025 - Künye