HAİNLİĞİN DÖNÜM NOKTASI: 15 TEMMUZ!

Değerli okurlar,

Bu gün sizlere, 15 TEMMUZ 2016’daki hain darbe girişiminin yıldönümünden ve Türkiye’ye karşı yapılan provokasyon ve kaos planlarından bahsedeceğim.

15 TEMMUZ 2016’DA NE OLDU?

15 Temmuz 2016’da, TSK içindeki FETÖ unsurları, halkın %50 oyuyla seçilmiş olan hükümete karşı darbe teşebbüsünde bulundu ve neredeyse Türkiye’yi, iç savaşa sürükleyip, dış ülkeler tarafından işgal edilme bahanesi üretiliyordu. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan inisiyatif alarak, milleti demokrasiye ve ülkeye sahip çıkmaya çağırdı. Milletimiz yeni bir destan yazdı. Yeni bir “Kurtuluş Savaşı” yaşadık, var olma mücadelesi verdik. Maalesef, acıları içimizi yakan, yüreğimizi dağlayan 251 vatan evladımız şehit oldu. 2500 kadar yaralı gazimiz var. Ama çok şükür atlattık ve milli irade kazandı, millet kazandı. Allah şehitlerimize rahmet eylesin, gazilerimize ve yaralılarımıza sağlık ve afiyet versin. Onlara minnettarız.

Ancak bazılarının marketlere akın ederken, bazılarının ATM kuyruklarında sıra beklediklerini, bazılarının şezlonga uzanıp ellerini oğuşturduğunu gördük. Bazılarının da tankların altına yattıklarını, bazılarının da kurşunlara göğsünü gerdiklerini, içimiz ürpererek gördük. Bunları da not etmek gerekiyor.

Diğer taraftan, 15 Temmuz'dan bir gün önce Gaziantep, Kilis üzerinden sınırları aşarak ABD, IŞİD (DEAŞ) ve PYD güçlerinin olduğu yere geçen askerler oldu. Kıbrıs'a 10 bin İngiliz askeri geldi. Amaç, darbe girişiminde Türkiye'yi işgal etmekti. İşgal ederken de “kan gövdeyi götürüyor, yardıma geldik” diyeceklerdi.

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ NE ZAMAN KURULDU? ABD-CIA VE NATO İŞİN NERESİNDE?

Bu işin başlangıcı (FETÖ HAREKETİ), 40 yıl öncesine dayanıyor. CIA ve Emperyalist Siyonist Güçler, Türkiye’yi istedikleri gibi yönetebilmek ve zamanı geldiğinde de tamamen işgal edebilmek için, bu tür örgütleri kuruyor ve zamanı geldiğinde de emir vererek, istediklerini yaptırıyorlar. PKK/YPG, DAEŞ (İŞİD), EL KAİDE ve diğer örnekler, hep aynı yerlerden talimatla kurdurulan ve yönlendirilen/yönetilen örgütlerdir. Bunlar gibi daha birçok örgüt vardır.

İşin kötüsü, bu aziz milletin en değer verdiği İslam Dininin kullanılmasıdır. Kuzu postuna bürünen kurtlar, milletimizi kandırmışlardır.

F. Gülen, darbeden sadece onbir gün sonra (26/07/2016’da), ABD’nin en önde gelen ve “Siyonist-Haçlı İttifakı”nın gazetesi olan THE NEW YORK TİMES gazetesine yazdığı makalesinde, “Batı’nın hizmetinde olduğunu..” özellikle vurgulamıştı. Yine darbe teşebbüsünden bir ay kadar sonra (20/08/2016 tarihinde), “Haçlıların, ülkenizi işgal etmesi, tehlikeli değildir” demişti. İşte belki de bu yüzden, araştırmacı ve gazeteci RAHMETLİ Aytunç Altındal uzun yıllar önce, F. Gülen için “Gizli Kardinal” tanımlaması yapmıştı. (1)

Bu darbeyi ABD ve onun dış operasyonlar birimi CIA’nin ve resmi ortak görünümündeki NATO’nun yaptırdığına dair çok açık deliller var. Burada hepsini yazamam elbette. Ancak şu kadarını söyleyerek özetleyeyim: ABD büyükelçisi John Bass, darbeden bir gün önce yani 14 Temmuz 2016’da, İstanbul Çengelköy’de bir kafede, darbeci bir general ile muhtemelen darbe ile ilgili görüştü ve bu görüşme işyerinin kameralarına yansıdı. Oysa büyükelçi, 14 Temmuz 2016’da Ankara’da olduğunu iddia etmişti!

Ayrıca, İncirlik Üssü’ndeki Amerikalı subayların üs komutanı ile darbe öncesi görüşmeleri ve talimatları ile İstanbul Büyükada'da bir otelde, 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gün giriş yapan, çoğunluğu yabancı 17 kişilik grubun 2 gün boyunca toplantı yaptığı, bunların arasında üst düzey CIA ajanlarının olduğu artık biliniyor.

Dahası, yirmiüç yıl boyunca Türkiye’de ikamet ederek, İzmir’deki “Diriliş Kilisesi”nde rahip görünümlü CIA Ajanlığı yapan A. Craig Brunson, 15 Temmuz Darbesinden birkaç gün önce, halen tutuklu bulunan ve "FETÖ yöneticiliği" ile "siyasi ve askeri casusluk" suçlarından 42 yıl 6 aya kadar hapis cezası istenen eski Mit mensubu Enver Altaylı ve İyi Parti Genel Başkanı (o tarihte MHP’de idi) Meral Akşener ile gizli bir görüşme yapmıştı. (1) Bu görüşmede Meral Akşener’e, belki de Başbakan olması teklif edilmişti. Zira Sayın Akşener’in bir konuşmasında, "15'inden sonra işler değişecek" ifadesini kullanması ilginçti.

“Kaderin garip cilvesine bakın ki, Meral Hanım’ın “değişim tarihi” olarak gösterdiği ayın 15’nde, bir darbe girişimi yaşandı. Darbeci konseyin ismi de, Meral Hanım’ın diline pelesenk ettiği ve her toplantıda tekrarladığı “Yurtta Sulh” idi.

İlginçtir, bu garip “örtüşme” hiçbir cumhuriyet savcısının ilgisini çekmedi.” (2)

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ, DEVLETE NE ZAMAN SIZDI VE NE ZAMAN HAREKETE GEÇTİ?

FETÖ Terör Örgütü elemanları, 1976’dan beri, sinsi bir şekilde, içten içe, devlet mekanizmalarının içine yerleşmeye ve önemli konumlara hâkim olmak üzere hareket ediyordu. Ancak devleti ele geçirme planını, 1984 tarihinde ilk tohumları atarak başlattı ve 2008 yılından itibaren daha hızlı ve görünür şekilde uygulamaya başladı. 2011 genel seçimlerinde ve sonrasında, kendilerince daha geniş ve açık bir şekilde, devletin içine, önemli kurumlara ve özellikle Adalet Bakanlığı, TSK ve Emniyet birimlerinde etkin mevkilere yerleştiler. Devlet içinde garip şeyler olmaya başladı ve devlet sırları ortaya dökülmeye, devlet ve hükümet zayıflatılmaya başladı. Hatırlayın, Oslo görüşmeleri kamuoyuna sızdırıldı. Sonra 7 Şubat 2012 MİT krizi yaşandı. Neler oluyor, nasıl bir ihanet çemberine girdik diye düşünürken ve DEVLET tedbir almaya çalışırken, sürekli bir kumpas ve algı operasyonları yapılıyordu. Diğer taraftan, tam ekonomi rayına girmişken, banka faizleri gerilemişken, hattâ konutta faiz oranı % 0,70’e kadar düşmüşken, geçmiş hükümetlerden kalan, IMF borcunun son taksiti ödenmişken, 28 Mayıs 2013 tarihinde birden bire, “Taksim’de üç tane ağaç kesiliyor” diyerek, iç ayaklanma işaretinin, büyük toplumsal hareketi olan “Gezi Kalkışmasını” başlattılar.  Sonrasında, 17/25 Aralık 2013 kumpaslarıyla, siyasi darbe girişimini başlattılar. Burada da istenilen olmayınca, 19 Ocak 2014 tarihinde, Suriye’deki Türkmenlere yardım götüren, MİT TIR'larının durdurarak, Türkiye’yi dünyaya “terörizmi destekleyen devlet” olarak lanse etmeye kalktılar.

MİT TIR'ları demişken, şunu da dikkatinize getirmem gerekiyor:

CHP Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu’nun, 15 Haziran 2017'de Ankara'da başlattığı “adalet yürüyüşü” aslında, MİT TIR'larının durdurularak, vatana ihanet görüntülerinin, CHP milletvekili Enis Berberoğlu tarafından, Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlatılması üzerine, verilen mahkûmiyet kararının ve aldığı cezanın kaldırılması için yapıldığını düşündürüyor. Hattâ Enis Berberoğlu’nun, bu amaçla milletvekili yapılmış olabileceği kuşkusunu doğuruyor. (3) Diğer taraftan bu yürüyüşün, PKK tarafından desteklenen bir yürüyüş olması da oldukça manidardır.

FETÖ Terör Örgütü elemanlarının yaptıkları, bunlarla bitmiyor elbette. Daha ince ve lokal düzeyde bir çok ihanetin ispatları var. Bulandırmadıkları su kalmamış.

Örneğin: MOBESE kameralarının kurulum, montaj ve bakım işlerini bunlar almış. Her uygulanan cezadan da kurulum yapan şirketin %30 payı var. Dolayısıyla, hem tuzak kurarak radar cezalarını artırıyorlar, hem kendilerinin payını ve dolayısıyla FETÖ’ye aktarılan payı çoğaltıyorlar ve hem de yersiz ve fazla sayıda gelen trafik cezaları sebebiyle vatandaşları, hükümete karşı tepkili olmaya yöneltiyorlardı.

Devlet ve hükümet, 2013’den sonra, bu ihanet çetesiyle ilgili olarak, önlemler almaya başlayınca, hareket alanları daralmaya başladı. Son olarak, işi silahlı kalkışma ve darbeye kadar götürdüler ve maalesef 15 Temmuz 2016’da, hain darbeyi uygulamaya koydular. Kendi vatandaşlarının vergileriyle alınan silahları, kendi halkına karşı kullandılar. Bu ihanet, Türkiye tarihinde görülmemiştir. Bu nedenle hiç kimse, 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasını hafif göstermeye, sulandırmaya kalkışmasın. Bunu yapanlar, eğer o yapıya mensup değillerse, bilmeyerek de olsa, bu ihanete ortak olurlar.

BU DARBE HERKESE DERS VE İBRET OLMALI

15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasından alınacak çok dersler var. Hep eleştirilen, “benim oyum ile, dağdaki çobanın oyu bir mi?” diye hakir görülen, işinde gücünde, bağda-bahçede çalışan sade vatandaşın, mesele Memleket olunca, mesele Vatan olunca, mesele Demokrasi olunca, mesele Türkiye olunca, nasıl da tankların, silahların karşısına dikildiğini hep beraber gördük. Demokrasiye, Vatana, Devletine sahip çıkanlar, demokrasiyi lafta savunanlara örnek oldular. Demokrasimize kan damlamış olsa da, demokrasi bilincimiz daha da yükseldi.

Bu arada ilginç olan şey; dış güçler tarafından planlanan darbe, ihanet, ayaklanma, kalkışma, seçilmiş hükümeti devirme, kumpas, provokasyon, devlet kurumlarını kendi isteklerine göre yönetme, yıkma, işgal etme planlarının, ülkemiz içinde çok kolay “işbirlikçi” buluyor olmaları, ne kadar üzücü değil mi?  

Dipnot

1. (Tamer Korkmaz- 14.07.2021 Yeni Şafak alıntı)

2. (Merhum Ahmet Kekeç-03.08.2020 Akşam alıntı)

3. (AYM Genel Kurulu, MİT TIR'ları davasında aldığı 5 yıl 10 aylık hapis cezası onandıktan sonra 4 Haziran 2020'de milletvekilliği düşürülen CHP'li Enis Berberoğlu'nun yaptığı bireysel başvuruyu görüşerek hak ihlali kararı verdi. Bu karar sonucunda E.Berberoğlu, hapisten çıktı ve yeniden milletvekilli oldu.)

YORUM EKLE