Babasının verdiği ceza sayesinde Türkiye onu tanıyor

Türkiye’de birçok konservatuvarda kullanılan bağlamalarda imzası bulunan enstrüman imalatı ustası İlker Negiş, okulu bırakması nedeniyle babasının bir ceza olarak başlattığı mesleğini 32 yıldır bağlılıkla sürdürüyor.

Babasının verdiği ceza sayesinde Türkiye onu tanıyor

Türkiye’de birçok konservatuvarda kullanılan bağlamalarda imzası bulunan enstrüman imalatı ustası İlker Negiş, okulu bırakması nedeniyle babasının bir ceza olarak başlattığı mesleğini 32 yıldır bağlılıkla sürdürüyor.

Ortaokuldayken okulu bırakan İlker Negiş, babasının bu kararı almasından dolayı ceza vermek amacıyla kendisini bir enstrüman imalat atölyesine çırak olarak verdiğini anlattı. Ağaç tozu ve cila gibi birçok kimyasalın kullanıldığı mesleğinin zorlukları olmasına rağmen kendisine en uygun meslek olduğunu o yıllarda anladığını aktaran Negiş, babasının okulun kıymetini anlaması için başlattığı mesleğini 32 yıldır büyük bir bağlılıkla icra ediyor. Türkiye’deki birçok konservatuvarda imzası bulunan bağlamaların kullanıldığını belirten enstrüman imalatı ustası, mesleğin çıraklıkla küçük yaşta başlanması gereken bir dal olduğunu söyledi.

Zamanında babasının verdiği ceza sayesinde Türkiye onu tanıyor

Başarılı bir öğrenci olmasına rağmen sevemediği için okulu bıraktığını ifade eden İlker Negiş, el sanatlarına olan ilgisinin enstrüman imalatı ustalığına bağlanmasında etkili olduğunu belirtti. Babasının okulu kıymetini anlaması için başlattığı mesleğini zorluklarına rağmen çok sevdiğini aktaran enstrüman imalat ustası Negiş, “Orta ikinci sınıftan ayrıldıktan sonra bağlama imalatıyla ilgili çıraklık yapmaya başladım ve o zaman bu zamandır mesleğimi severek yapıyorum. Okulda başarılı bir öğrenciydim ama bir türlü okulu sevemedim, el sanatları biraz daha cazip geldi. Tabi o zaman içerisinde bağlama imalatını veya bağlama imalatçısı olacağımı da bilmiyordum. Babamın iş yerine yakın bir yerde bağlama ve ut imal eden bir atölye vardı. Öğlen yemeklerinde babam burada çalışanları ağaç tozu ve cila içerisinde görünce ‘en azından oğlanı oraya vereyim, okumanın kıymetini anlasın’ dedi ve o şekilde başladım ben bu mesleğe. Şu anda Türkiye’nin hemen hemen her yerinde ismim biliniyor, bu da babamın bana vermiş olduğu ceza sayesinde herhalde. O yüzden ceza mıdır, ödül müdür, o şekilde değerlendirelim” ifadelerini kullandı.

“Ustalık bir tecrübe işidir”

Mesleğin usta çırak ilişkisi çerçevesinde gerçekleştiğini ve erken yaşta başlanması gereken bir dal olduğunu anlatan usta İlker Negiş, usta olmanın sadece uygulama olmadığını dile getirdi. Yaklaşık 32 senedir mesleğini büyük bir bağlılıkla icra ettiğini vurgulayan Negiş, “Bizim mesleğimiz usta çırak ilişkisiyle devam eder. Ama burada ustalık sadece öğrendiğini uygulamak değil, herhangi bir zorlukla karşılaştığında pratik çözüm üretebilmektir. Hangi malzemeyi hangi malzemeyle kullanırsan karşına ne çıkacak bilmektir. Yani zaman içerisindeki tecrübe diyebilirim. 89 senesinden bu zamana kadar bağlama imalatının içerisindeyim. Aynı zamanda ut imalatı da yapıyorum, ancak sadece branşım bağlama diye artık başka hiçbir enstrümana dokunmuyorum. Ustalaşma konusu 89 senesinden bu zamana 32 sene civarında oldu. Yapmış olduğunuz her enstrüman size tecrübe kazandırıyor. Yapmış olduğunuz hatayı görüp bir sonrakinde daha temkinli davranmanız gerekiyor. Senelerden beri yapmış olduğum yüzlerce, binlerce enstrümanla da bu tecrübeye sahip oldum” diye konuştu.

“Mesleğimizde çırak yetişmiyor”

Günümüzde Türkiye’deki gençlerin çıraklıktan ziyade yüksekokullarda okuyarak bir meslek elde etmeyi tercih ettiğinden bahseden enstrüman imalatı ustası İlker Negiş, bu yüzden kendi mesleğinde yeterince çırak yetişmediğini aktardı. Çocukların küçük yaşta eğilimlerinin olduğu meslekleri keşfetmesi gerektiğini ifade eden Negiş, sözlerine şöyle devam etti:

“Diğer meslek dallarında olduğu gibi, maalesef bizim mesleğimizde de eleman yetişmiyor. Çünkü ‘Ağaç yaş iken eğilir’ diye bir tabir vardır. Benim zamanımda ben okumak istemiyordum ve okuldan ayrıldım, şu andaki çocukların her birisi en az iki yıllık yüksekokul mezunu. O saatten sonra da çırak olarak alıp yetiştiremiyorsunuz. Yetkililer ne yapmalı? Avrupa’da öğretim sistemi, çocuğun ilkokuldan itibaren neye eğilimi olduğu ve o yönde yetiştirmeleri üzerine kurulmuş. Mesela çalgı yapım bölümü burada sadece üniversitede var. Türkiye’de sadece iki tane lisede var diye biliyorum. Bunlar çoğaltılabilir. Daha küçük yaşa indirilebilir, çünkü küçük çocuk neye eğilimi varsa o eğilim doğrultusunda yetiştirildiği takdirde kendisini bulabilir.”

“Bu işin hocalarına bağlamalar yaptım, hala talep geliyor”

Türkiye’deki birçok konservatuvarda imzasının yer aldığı bağlamaların kullanıldığını kaydeden deneyimli imalatçı İlker Negiş, kendisine üniversitede ders vermek üzere gelen tekliflerle ilgilenmediğini söyledi. Daha küçük çaplı eğitimler vermeyi tercih ettiğini anlatan Negiş, “Şu an içerisinde Antalya TRT, Afyon Kocatepe Üniversitesi Konservatuarı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Konservatuvarı ve birçok konservatuvar öğrencisi ile birlikte Eskişehir, İzmir içerisinde bu işin hocalarına birçok bağlamalar yaptım ve hala talep geliyor. Onun sonrasında 2005 veya 2006 senesinde Ege Üniversitesi Konservatuvarından bir teklif geldi. Okul bitirme derecem yeterli olmadığı için beni hizmetli olarak okula alıp öğrencilere bağlama imalatıyla ilgili dersler vermeyi teklif ettiler. O dönem içerisinde şartlar uygun gelmediği için kabul etmemiştim. Şu an içerisinde de böyle bir teklifi değerlendirmem. Arada bir toplantılarda kısaca anlatmak isterim” ifadelerini kullandı.

Güncelleme Tarihi: 17 Ağustos 2021, 10:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER