Eskişehirli olmak

Eskişehirliyim,

Eskişehirli olmak

Bu kadar zor mu?

Neden bu şehir ortak bir duygu, ortak bir dil, ortak bir gelecek inşa edemedi? 

Niçin bu şehir kendine karşı bağlılık duygusu yani aidiyetlik hissi oluşturamadı?

Aidiyet, “mensubiyet” veya “ait olma hali” anlamlarına karşılık gelmektedir. Ya da bir şeyle ilişkilendirmedir. İlişkilendirme nasıl olur diye düşündüğümüzde ise; bir insana, nesneye, topluluğa, etnik gruba ya da sosyal bir kategoriye olabilir. Bu cümleden olarak kişinin kendini tanımlamada kullandığı unsurların çeşitliliği nispetinde bahsedilen kategoriler genişletilebilir. Birey ve toplum arasında kurulan bağın bir ifadesi olarak ait olma aynı zamanda insanları benzer kategoriler içerisinde anlamaya da yardımcı olur.

Aidiyet, bir bilinç durumuna ulaşmayı temin eder. Bir ülke veya herhangi bir yerleşim yerinde bir arada yaşayan insanların ortak bilinç oluşturma, ortak beceri, üretim, hissiyat geliştirmesinin yani ait olma duygusunun olmazsa olmazıdır. Öte yandan bütünleşme sürecinin bir sonucu olarak içinde doğulan sosyal çevrenin zihninde bir aidiyetlik duygusu kendiliğinden oluşur.

Aidiyetlik kavramının inşasında kişinin yanı sıra bulunduğu ortama yön verenlerin de katkısı oldukça büyüktür. Hatta denilebilir ki, istikametin tayin edilmesinde etkileri olumlu veya olumsuz kaçınılmazdır.

Eskişehir’de yaşamını sürmüş veya süren bütün insanlarda “Eskişehirli” olma aidiyeti oluştu mu? Şehrin önde gelen şahsiyetleri dün ve bugün bu konuda ne yaptılar ya da ne yapamadılar? Bunların konuşulması ve tartışılması gerekmektedir. Bu sorunu halledemediğimiz sürece top-yekün bir Eskişehir görmemiz mümkün değildir. Eskişehir onlarca yıldır gerek şehrin içinde gerekse de ülke çapında ismini duyurabilen birilerini veya birini yetiştirebildi mi? Eskişehirli hissedenlerin yönettiği bir şehir olabildi mi?  Hasan Polatkan’ı ve Orhan Oğuz’u yeterince tanıyabildi mi? Bu soruların hepsine muhtemelen büyük çoğunluğunuz olumsuz cevap vermiş olmalıdır. Buna karşılık ise; (hakkını teslim etmemiz gerekmektedir) “Eskişehir Sporlu” olmak Eskişehir’de yaşayan ya da yaşamayan herkes için ortak bir aidiyetlik birlikteliği oluşturmayı sağlamıştır. Acaba “Eskişehir Sporlu” olmaktan “Eskişehirli” olma kavramına ulaşmayı mı denemek daha doğru bir yol olacaktır. Çünkü toplumsal bir aidiyet hissinin oluşması için bir çatı aidiyet kavramına ihtiyaç bulunmaktadır. Eskişehir şehir adı ile bir çatı görevini maalesef oluşturamamıştır.

Eskişehir’de yaşayanların kendi kimlikleri ile şehrin kimliğini biri olmadan diğerinin olamayacağını düşündüğü gün “Eskişehirli” olmak bizim bir ortak değerimiz haline gelecektir. Bu şehre karşı aidiyetlik duygumuzu geliştirip güçlendirdiğimiz takdirde yarınlara daha emin ve güvenli bakacağız. Eskişehir’in bir parçası olarak görme, şehrin içinde yaşayan tüm kesimlerle bütünleşme, güçlü duygusal bağların oluşup-artması veya duygusal birlikteliğin sağlanması sağlıklı bir şehri ve sağlıklı bireyleri meydana getirecektir. Bahsettiğimiz hususu temeli olmayan bir bina olarak düşünmemiz gerekmektedir. Bu şehrin motivasyonu olmadığı sürece geçen zaman bir israftır.

Eskişehirli olmayı bir farkındalık olarak hissedebilirsek, ortak değerler üretebilirsek, şehrin geleceği konusunda uzlaşabilirsek, dünden-bugüne, bugünden-yarına şehrin her alanda ihtiyaç duyduğu yöneticilerini yetiştirmede mesafe kat edebilirsek o zaman hayallerimizdeki Eskişehir’i inşa etmiş olabiliriz. Eskişehir kendi içinden “Eskişehirli” değerler çıkaramadığı sürece daha çok boş konuşmaya devam edecek gibi görünüyoruz.

YORUM EKLE