Eskişehir Siyasetindeki Görünmez Uyumsuzluk Gelişmeyi Nasıl Frenliyor - Eskişehir Ajans 26 Haber

Eskişehir Magazin

Eskişehir Siyasetindeki Görünmez Uyumsuzluk Gelişmeyi Nasıl Frenliyor

Eskişehir Siyasetindeki Görünmez Uyumsuzluk Gelişmeyi Nasıl Frenliyor
Yayınlama: 20 Nisan 2026 Pazartesi - 325
A+
A-

SANAYİCİ KİME VE NEYE ALKIŞ TUTUYOR? ESKİŞEHİR SİYASETİNDE "GÖRÜNMEZ" UYUMSUZLUK

ESKİŞEHİR – Eskişehir, bir yanda "modern, estetik ve turistik bir vitrin" hayaliyle yönetilirken; diğer yanda bu şehrin gerçek sahiplerinden olan sanayiciler, üretim çarklarını döndürme mücadelesi veriyor. Ancak son dönemde bu iki dünya arasında yaşanan siyasi temaslar, akıllarda ciddi soru işaretleri bırakan bir "uyumsuzluğu" da beraberinde getirdi. Şehir estetiğini sanayinin önüne koyan bir söylemle, bu söylemden nasibini alan sanayicinin, o söylemin sahibine yönelttiği övgü dolu methiyeler… Bu tablo, Eskişehir siyasetinde "temsil krizi" tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Şehir Estetiği mi, Üretim Çarkları mı?

Eskişehir’in eski ve dominant figürlerinden Yılmaz Büyükerşen’in uzun yıllar boyunca "sanayiyi şehrin dışına itilmesi gereken, kirlilik yaratan veya estetiği bozan bir unsur" olarak konumlandıran söylemleri, şehrin sanayicisi tarafından her zaman "bir sitem" olarak algılandı. Büyükerşen'in "vitrin" odaklı vizyonu ile sanayicinin "bacası tüten, istihdam yaratan" gerçekliği arasındaki bu gerilim, aslında Eskişehir'in kalkınma vizyonundaki temel fay hattını oluşturuyordu. Ancak bu fay hattı, son dönemdeki siyasi manevralarla ilginç bir biçimde "unutturulmaya" çalışılıyor.

Kesikbaş’ın "Methiyeler" Paradoksu

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş’ın, sanayiyi zaman zaman hedef tahtasına koyan ya da vizyonunun dışına iten siyasi aktörlere karşı sergilediği "aşırı uzlaşmacı" ve "övgü dolu" tutum, sanayicinin tabanında ciddi bir hayal kırıklığı yaratıyor. Bir oda başkanı, temsil ettiği kitlenin hakkını ve hukukunu korumakla mükellefken, siyasi nezaket adı altında "eleştirilen tarafa methiyeler dizmek" hangi stratejinin bir parçası?

Sanayici kendi sorunlarını, çözüm bekleyen projelerini ve şehrin üretim gücünü savunacak bir ses ararken; kendi temsilcisinden duyduğu bu övgüler, acaba bir "diplomasi" mi, yoksa bir "teslimiyet" mi?

Siyasi Pragmatizm mi, Temsil Zafiyeti mi?

Siyasetin doğasında uzlaşma vardır, evet. Ancak sanayicinin alın teriyle kazandığı ve şehrin omurgasını oluşturan gücünü, o gücü yok sayan veya küçümseyen bir zihniyete "alkış" olarak sunmak, sanayicinin vicdanında karşılık bulmuyor. Kesikbaş’ın bu tutumu, "siyasi pragmatizm" ile açıklanmaya çalışılsa da, sahada işçisinin, üreticisinin ve ihracatçısının hakkını arayan bir lider figüründen ziyade, siyasetin konfor alanında kalmayı tercih eden bir figür algısı oluşturuyor.

Büyükerşen’in sanayiyi diline doladığı, sanayicinin ise "biz buradayız" dediği bir dönemde; sanayi odası başkanının bu "görmezden gelme" veya "methiye düzme" tercihi, sadece bir üslup sorunu değil, aynı zamanda şehrin üretim vizyonunun siyasi bir gölge altında kaldığının da en net ispatıdır.

Peki, Asıl Soru Ne?

Eskişehir sanayicisi; vizyonunu "vitrinler" üzerine kuran bir anlayışa mı, yoksa üretimi, istihdamı ve sanayi kültürünü şehrin kimliğinin tam merkezine koyan bir anlayışa mı sahip çıkmalı? Sanayici, temsilcisinin kendisini "savunan bir kalkan" mı olmasını istiyor, yoksa "siyasi aktörlere selam çakan bir el" mi?

Bugün Celalettin Kesikbaş’ın methiyeleri, sanayicinin sesini mi yansıtıyor, yoksa o sesin duyulmasını engelleyen bir gürültü mü yaratıyor? Bu sorunun cevabı, Eskişehir'in önümüzdeki dönemdeki sanayi ve üretim rotasının nerede çizileceğini belirleyecek olan temel kırılma noktasıdır.



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2025 - Künye