Tepebaşı Meclisi’nde Skandal: Şeffaflık İsteyen Muhalefete Alkışlı Barikat! - Eskişehir Ajans 26 Haber

Eskişehir Güncel

Tepebaşı Meclisi’nde Skandal: Şeffaflık İsteyen Muhalefete Alkışlı Barikat!

Tepebaşı Meclisi’nde Skandal: Şeffaflık İsteyen Muhalefete Alkışlı Barikat!
Yayınlama: 3 Haziran 2026 Çarşamba - 399
A+
A-

Yardımlar Kime Gitti, Alkışlar Kime? Tepebaşı’nda "Aşevi Skandalı" Kamu Vicdanını Kanatıyor

Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik düzenlenen yolsuzluk operasyonu ve özel kalem müdürünün tutuklanmasıyla başlayan süreç, yerel yönetimdeki denetimsizlik ve ahlaki çürümeyi gözler önüne serdi. İhtiyaç sahiplerinin rızkı olan aşevi yardımlarının satıldığı iddiaları şehri ayağa kaldırırken, belediye meclisinde soruları cevapsız bırakıp salonu terk edenlerin alkışlanması, "Hesap vermekten kaçan, sorgulanmaktan rahatsız olan" bir yönetim zihniyetini tescilledi.

Aşevinde Usulsüzlük İddiası Kamu Vicdanını Yaraladı: Tepebaşı’nda Güven Depremi!

Eskişehir yerel yönetimlerinde son dönemde patlak veren idari ve mali krizler, Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik düzenlenen son operasyonla birlikte ahlaki bir çöküş boyutuna ulaştı. Soruşturma kapsamında, Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın en yakınındaki isim olan özel kalem müdürünün ve bazı yöneticilerin tutuklanması, sıradan bir adli vaka olmanın ötesinde, kamu vicdanında derin bir yara açtı.

Fakir Fukaranın Rızkına Usulsüzlük İddiası

Ortaya atılan ve tutuklamalarla somutlaşan iddialar yenilir yutulur cinsten değil:

  • Aşevi Yardımlarının Satılması: İhtiyaç sahibi, yoksul ve kimsesiz vatandaşlara ulaştırılması gereken aşevi yardımlarının usulsüz şekilde satılarak ranta dönüştürüldüğü iddia ediliyor.

  • Emanet Paralara İpotek: Hayırseverlerin yoksullar için belediyeye emanet ettiği yardım paralarının yerine ulaşmadığı, bu paraların organize bir şekilde buharlaştırıldığı belirtiliyor.

Bu durum, belediye bütçesinden eksilen ve yerine bir şekilde konulabilecek bir maddi kayıp değildir; bu, toplumun dayanışma ruhuna, hayırseverlerin güvenine ve yardımlaşma duygusuna vurulmuş en ağır darbedir. Bugünden sonra hiçbir Eskişehirli, belediyenin yardım mekanizmalarına güvenerek gönül rahatlığıyla bağış yapamayacaktır.

"Haberim Yoktu" Demek Başkanı Kurtarır mı?

Siyasi sorumluluk noktasında sergilenen "Başkanın haberi yoktu" savunması, kamuoyunu rahatlatmak bir yana, skandalı daha da vahim bir boyuta taşımaktadır. Suçlamaların merkezindeki isim sıradan bir memur değil, başkanın sağ kolu olan özel kalem müdürüdür.

  • Eğer başkan, her gün odasına giren, en güvendiği ismin yanı başında yoksulun rızkını yağmalamasından habersizse, burada devasa bir yönetim zaafı ve körlük vardır.

  • Eğer başkan bu olup bitenlerden haberdarsa, ortada çok daha büyük bir hukuki ve ahlaki problem var demektir. Gelişmiş demokrasilerde bu çapta bir skandalla karşılaşan yöneticiler hemen hesap verir, hatta soruşturmanın önünü açmak için istifa ederken; Tepebaşı yönetimi tam tersi bir refleks sergilemiştir.

Mecliste Sorulardan Kaçış ve Utanç Alkışları

Operasyonun ardından toplanan ilk Tepebaşı Belediye Meclisi, kamuoyunun sorularına şeffafça cevap verilmesi gereken bir platform olması gerekirken, bir tiyatro sahnesine dönüştürüldü. Muhalefetin yolsuzluk iddialarına ilişkin sorduğu haklı sorular karşısında meclis işlevsiz hale getirildi, tartışmalar engellendi ve kamuoyunun beklediği cevaplar verilmeden toplantı apar topar sonlandırıldı.

En acısı ise, gerçeklerin konuşulmasından kaçılan o salonda, toplantı bitiminde yükselen alkışlar oldu. Kamuoyu şimdi haklı olarak soruyor:

  • Neyi alkışladınız? Yoksulun satılan aşevi yemeğini mi?

  • Başkanın sağ kolunun tutuklanmasını mı?

  • Vatandaşın cevapsız bırakılan sorularını mı, yoksa hesap vermekten kaçışınızı mı?

Haber Analizi ve Yerel Yorum

Tepebaşı Belediyesi’nde özel kalem müdürünün tutuklandığı bu "aşevi ve yardım parası" skandalı, kentteki idari çürümenin ve liyakatsiz kadrolaşmanın zirve noktasıdır. Kamu görevi sloganla veya mecliste yandaşlara alkışlattırılarak yürütülmez; güvenle ve hesap verilebilirlikle yürütülür.

Nitekim bu ahlaki kriz; Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve ekibinin "görevi kötüye kullanma" suçundan 5 Haziran Cuma günü 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkacağı imar çifte standartı davasıyla tamamen aynı liyakatsiz yönetim anlayışının ürünüdür. Hatırlanacağı üzere, Tepebaşı Meclisi'nde borçları savunmak adına "Sıkışırsak 6 milyar liralık arsamız var, %13'ünü satar borcu kapatırız" diyen mirasyedi belediyecilik zihniyeti; mali disiplini arsa satışına, imarı kişiye özel imtiyaza, sosyal yardımları ise tutuklama bültenlerine indirgemiştir.

Bu denetimsizlik ve "ben yaptım oldu" kibri sadece Tepebaşı ile de sınırlı değildir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ESKİ iştirakinde patlak veren meclis kararı dışı %48,5'lik "gizli zam" skandalı, suyun metreküpünü vatandaşa 41,66 TL'den başlayan fahiş fiyatlarla satıp bayram günü halkı susuz bırakmak ve arıza çözüm yöntemi olarak "kartı nemli bezle silin" demek de aynı hantal zihniyetin yansımasıdır. Siyasetçiler Ankara'da "mutlak butlan" dilekçeleriyle lüks araç ve kurumsal koltuk kavgaları yaparken, yerelde CHP İl Başkanı Talat Yalaz’ın "Facebook sayfamızı çaldılar" diye siber klik savaşları vermesi, belediyelerdeki bu devasa mali ve ahlaki deliklerin gözden kaçmasına neden olmaktadır. Hatta Porsuk'ta bayram günü çocuklarını bota bindirmek isteyen dar gelirli babaya belediye görevlisinin "Binme o zaman" diye nobranlık yapması, halktan ne kadar kopulduğunun en net sokağa yansıyan yüzüdür.

Eğer Eskişehir’deki yerel yönetimlerde; savunma sanayiimizin gururu TEI’nin hataya ve suistimale yer bırakmayan operasyonel denetim disiplini ya da dünya markamız ETİ’nin liyakat odaklı, şeffaf ve kurumsal ahlak standartları hakim olsaydı; bugün Eskişehirliler aşevindeki usulsüzlükleri, adliye kapısındaki duruşmaları ve gizli su zamlarını değil, hak ettiği dürüst ve vizyoner hizmetleri konuşuyor olurdu. Tepebaşı'nda asıl ihtiyaç duyulan şey yandaş alkışları değil; adalet, şeffaflık ve liyakatle hesap vermektir.

Sizce, fakir fukaranın aşevi yardımlarına bile sirayet ettiği iddia edilen bu denetimsizlik ve yolsuzluk sarmalı karşısında, Eskişehir halkının yerel yönetim kadrolarına olan güvenini tamamen kaybetmesi ve "şeffaf yönetim" talebiyle sandıkta köklü bir değişim istemesi kaçınılmaz bir son değil midir?



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2025 - Künye